CÜBBELERİMİZİ ÇİĞNEYEBİLİRSİNİZ AMA ONURUMUZU ASLA!

Son 5 ayda 92 akademisyenin Kanun Hükmünde kararnamelerle ihraç edildiği Ankara Üniversitesi’nde dün kelimenin gerçek anlamıyla bir polis vahşeti yaşandı. Üniversiteden ihraç edilen akademisyen arkadaşlarımızın dostları ve öğrencileriyle gerçekleştireceği Büyük Buluşmaya engel olmak isteyen polis, 4’ü akademisyen toplam 14 kişiyi sözlü tacizle ve darp ederek gözaltına aldı. Gözaltına alınırken İletişim Fakültesi öğretim elemanı Mehmet Yıldırım’ın bacağı kırıldı.

Yıllarını üniversiteye vermiş emekli hocalarımız, okulumuzun eski mezunları, hatta halen üniversitede görev yapan akademisyenler bile kendi üniversitelerinin kapısından içeri alınmadı, hırpalanarak uzaklaştırıldı. Kampüs kapılarını cezaevi kapısına çeviren polis, içeride bulunan akademisyen ve öğrencilere de plastik mermi ve biber gazı ile saldırdı. İletişim Fakültesi ve Siyasal Bilgiler Fakültesi koridorlarında akademisyen avına çıkan polis, fakültelerimiz gaza boğduktan sonra akademisyen arkadaşlarımızı yerlerde sürükleyerek gözaltına aldı. Destek için ziyarete gelen milletvekilleriyle birlikte gerçekleştirilen basın açıklaması bile polis saldırısıyla engellenmek istendi.

Dün yaşanan manzaranın sorumluları Ankara Üniversitesi Rektörlüğü ve AKP Hükümetidir. Fakülte dekanlıkları ve emniyet yetkileriyle yaptığımız görüşmelerde, kampüse kimsenin alınmaması talimatının Ankara Üniversitesi Rektörü Erkan İbiş’in isteği ile bizzat İçişleri Bakanlığı tarafından verildiği ifade edilmiştir. Akademiyi polis postalları altında ezmeye çalışanlar bunun hesabını tarih önünde vereceklerdir.

Bizler dün Cebeci Kampüsünde hem tarihsel bir utanca hem de ondan daha büyük bir onura şahit olduk. Şahit olduğumuz utanç manzaraları AKP iktidarına ve onun kolluk kuvvetlerine aittir; Ondan daha görkemli olan onurlu tavır ise üniversitelerine sahip çıkmaktan bir adım bile geri durmayan akademisyenlere ve öğrencilerimize aittir. Sizler bu utançla öleceksiniz, bizler bu onurla tarihte yerimizi alacağız.

Dün Cebeci’de yaşananlar, akademisyenlere özel bir tutum değil, AKP Türkiye’sinin özetidir. Son bir buçuk yıldır ülkenin her yerinde buna benzer manzaralar yaşanmaktadır. Dünkü görüntülerin bu kadar öne çıkmasının nedeni, kameraların o görüntüleri kayıt altına almış olmasıdır. Bu görüntülerin çok daha beterleri kameraların kayıt almadığı yerlerde yaşanmaktadır. İşte akademisyenler, kameraların kayıt altına almadığı acılara dikkat çektikleri, bu acıyı dile getirdikleri için hedef olmuşlardır. Bunun bedelini bizleri meslekten ihraç ederek ödetmek istiyorlar. Bizi işimizle, ekmeğimizle sınamasınlar! Hakikati dile getirmenin onuru ve erdemi karşısında mesleğimizden ihraç edilmek göze alamayacağımız bir bedel değildir. Bize ödetmeye çalıştıkları bu bedeli biz ömrümüz boyunca göğsümüzde bir nişan gibi taşırız. Bu nişan, bu ülkede onurlu, namuslu ve vicdanlı bilim emekçilerinin olduğunun nişanıdır. Bu nişan geleceğe olan umudumuzun nişanıdır. Umudumuzu bizden söküp alamayacaksınız.

Bizler dün olduğu gibi, yarın da üniversitelerimizde olmaya devam edeceğiz. Üniversitelerimize, öğrencilerimize, bilime sahip çıkacağız. Bizi göndermek isteyenlere son sözümüz şudur: HAYIR GİTMİYORUZ!

Eğitim Sen Ankara 5 No’lu Üniversiteler Şubesi

Reklamlar